Anayasa ve Siyasi Partiler / Ergun Özbudun
Bu zamana kadar 24 parti kapatıldı. Gerekçe bölünmez bütünlüğe karşı olmak ve laikliğe karşı olmak gösterilmiştir. Avrupa’da ise 3 parti kapatıldı. Almanya’da Neonazi ve komünist İspanya’da bir baskı partisiydiler. 60 yılda toplam 3 parti kapatıldı.
Anayasada hak değil, ideoloji ekseni hakim olmuştur. Venedik komisyonuna göre bir partinin kapatılması için hükümet ya da iki meclis kanadının talebi gereklidir. Atanmış bürokrata mutlak yetki vermeyi sakıncalı görür.
Seçim Sistemi / Seyfettin Gürsel
96’dan beri bu seçim sisteminden 2002’ye kadar değişimini umuyordum. 2002 seçimlerinde seçmenin %40’ı temsil edilemedi. 2007’nin temsil kabiliyeti daha fazlaydı. Sistem istikrarsızlık üretti. Düşük oy oranıyla tek parti iktidarına izin veriyor. Tek parti iktidarı da istikrarsızlığa sebep olabiliyor.
Demokraside 70 çeşit seçim sistemi tespit ediliyor. Sorun, aleti ne için seçtiğimiz, bir de seçilen sitemden ne istediğimizi bilmememizdir.
Parti içi demokrasi / Şahin Alpay:
"Ben 1993'te bir şekilde siyasetin içinde oldum. CHP Genel Başkanı'nın danışmanlığını yaptım. Bir süre böylece siyasetin içinde bulundum.
Demokrasi için partiler vazgeçilmez unsurlar. Partilerin demokrasiye katkı yapabilmesi için öncelikle kendi içlerinde demokrasiyi işletmesi gerek.
Demokrasi için çoğunluk sistemi mi yoksa nisbi temsil sistemi mi iyidir.
Demokrasinin nasıl işlediği konusunuda tartışma olduğu gibi, partilerin içinde demokrasinin işleyiş şekli de tartışılıyor.
Siyasetin Finansmanı / Ahmet İyimaya
Siyasetin finansmanı doğası itibariyle problemlidir. Ticaretle uğraşma yasağı ile siyasal partilerin ekonomik bağları bankalarla bağları düşürüldüğünde Türk siyasetinin çözmek zorunda olduğu bir problem ortaya çıkar.
Bizim hukukumuzda bir açık vardır. Vakıflar, ve bazı kuruluşlar herhangi bir siyasi partiye bağış yaparlar. Bunların bir düzene konuşması gerekir. Siyasal parti, ihale ve seçim harcamaları konusunda yeni bir düzenleme, seçim denetlemesinin atanması gerekir. Siyasetin finansmanı alanında, Türk siyasetinin tabi bir görevini yerine getirebilmesi için bir düzenleme yapılmalı.
-----------------------------------------------------------------------------------------
Müzakereler
Reha Çamuroğlu
Vesayet altındaki siyaset ve güdümlü demokrasi kelimelerini sıklıkla kullanıyoruz. Vesayetten kurtulunduğunda otomatik olgun bir demokrasiye götürmez. Yaptığımız vurgu o kadar yoğun ki, sanki o istenen demokrasiye ulaşacağımız gibi bir aldanma var. Demokrasinin sağlam bir temele oturabilmesi için halka yani bunun taraflarına bir "çünkü" vermemiz lazım. Biz şu anda bunu yapamıyoruz. Alevilerleri bir zamanlar komünizmin odaklaştığı bir grup olarak görmüştük. Şimdi de antidemokratikleşmenin bir yuvası olmakla suçluyoruz. Bu nedenle bizim bu şekildeki bir uşatmadan çıkmamız lazım. Bir zamanlar "demokrasi bir araçtır" denildiğinde fırtına koparanlar bugün "konu vatansa gerisi teferruattır" diyebiliyorlar.
Devletin olduğu yerde derin devlet vardır. Mesele derin devleti ortadan kaldırmak değil, bu paradigmayı kendi alanında sınırlı tutmaktır.
Bülent Arınç
Parçalı siyasetten pek fayda görmediğimizi sık sık dile getirdik. Ama partilerin aldıkları oy kadar mecliste temsil edilmesi gerekir. Yüksek bir oy potansiyeliyle iktidara gelen parti diğer partileri belki dikkat dışında tutabilir. Fakat bu hiç de doğru bir tutum değil.
Türk siyasetinde baraj bu anlamda önemli bir konu. Biz bütün siyasi partileri gezdik ve görüşerini aldık. CHP %10 barajında ısrarlı. DYP 2002 seçimlerinde %9'la parlamento dışı kaldı. Fakat onlar da %10'un korunmasını istedi. ANAP'ın da düşüncesi bu yöndeydi. MHP'ye gitmedik. AK Parti de dahil olmak üzere bu orandan kimse taviz vermek istemiyor. 1991'de uygulanan tercihli oy sitemi vardı ve bana göre faydalı.
Bir diğer yol bloklar ya da ortaklıklarla meclise girmek. Kimi partiler kuvvetli partilerle anlaşarak aday gösteriyor ve meclise giriyordu. Biz bu gibi durumlarda partilerin seçimden önce bir araya gelip aralarında milletvekilliklerini nasıl paylaşabileceklerini hatta iktidara gelemleri halinde başbakanın kim olacağına dair bile ön anlaşma yapabileceği ve bu şekilde seçime gidebileceklerini önermiştik. Bunun örnekleri Avrupa'da var.
Parlamentoya nitelik kazandırmak gerekiyor. Parlamentoda iyi bir hekim, iyi bir bürokrat, iyi bir bankacı yer almalıdır. Eğer partiler milletvekilleri arasına böyle kişilere yer vermeleri meslisin kalitesini de artırır. Bu gibi kişilerin yer aldığı meclis konuşmalarında da konuya bakış açıları daha doyurucu ve isabetli olur. Doğal olarak herkes istifade eder.
Ümit Fırat: Partiler siyaset yasağı kapsamında
Siyasi partilere ilişkin bir kanun düzenlemesi gerekiyor mu bilmiyorum. Dernekler, cemiyetler kanunu çerçevesinde olabilir.
Türkiye'de siyasi partiler, siyaset yasağı kapsamında. Partiler, derneklerden daha az siyaset yapma imkanına sahiptir. Aleviler araştırması yapan ve açılıma kalkan AK Parti, ilgili merciler tarafından kapatılabilir.
Altan Tan: Konuşuyoruz, fakat yapamıyoruz
Ben tek milletvekili çıkaran dar bölge sistemine karşıyım. En az 3 milletvekili çıkaran dar bölgeden yanayım. Burada konuşulanları hayata geçiremiyoruz. Başörtüsünü ulusalcılar istemiyor, Ermeni sınırının kapatılmasını Azeriler istemiyor, Anayasa değişikliğini Kemalistler istemiyor.
Kürtçede bir deyim var, "Birisi kavgada büyük taşa yöneliyorsa onu atmak istemiyor demektir." Biz şimdiye kadar küçük açılımları niçin hayata geçirmeye çalışmıyoruz.
Ümmet Kandoğan: Darbe sonrasında halk kayboluyor
Adnan Menderes, 27 Mayıs'tan 3 gün önce Eskişehir'e gitti. 200 bin kişi karşıladı. Ama ihtilalden sonra bir kişi ortada yoktu, Sayın vali sabahleyin en büyük alkışı 12 Eylül'ü yapanları niçin yargılamadık dediği için alkışlandı. Ama aynı vali, 28 Şubat sürecinde burada yaptığı konuşmanın yarı dozunda bir eleştiri yaptı mı?
27 Nisan sürecinde ben partime rağmen onun kararına uymadığım atıldım. Daha önce parti içi demokrasi yoktur diye partimden ayrıldım. Hiçbir partide mevcut değil. Ben AK Parti'de idim. Ayrılma nedenim de bu idi.
Şimdi bir belge tartışılıyor. Siz 60'da darbe yaparsanız, 71'de muhtıra verirseniz, 80'de darbe yaparsanız, 28 Şubat'a imza atarsanız, 27 Nisan'ın altında imzanız olursa bu belge sahte bile olsa insanlar sizi suçlu gösterir.
Vural Aküzüm: Dağdaki çobanın oyu çok daha değerli
İstanbul'da bir milletvekili 150 bin oyla seçiliyor, Şırnak'ta ise 10 bin oya bile ihtiyaç yok. Profesörün oyu ile çobanın oyunun aynı olduğu söyleniyor. İddia edilidiği gibi çobanın oyu ile bir profesörün oyu eşit bile değil. Çobanın oyu çok daha değerli. Bu da yetmiyor. İstanbul'da şuralarda doğu kökenli adaylar olmazsa seçim kazanılamaz deniyor.
Admin Abant
- 25-08-2009 15:10
- 718 times read