Oturumdan notlar
II. GÜN CUMARTESİ 26 Haziran
III. OTURUM
Demokrasi ve Dış Güvenlik
Oturum Başkanı: Ahmet Turan Alkan
Mümtaz’er Türköne: Dış Güvenlik Reformu
Halka dayanan irade askeri vesayet altına almalıdır. Eğer bu olmazsa asker onu vesayete alıyor. Askerin işleri ciddi işler ve askere bırakılmayacak kadar ciddi. Hizaya çekme tabiri askeri bir tabirdir. İşlerin daha düzgün ilerlemesi için askeri konuları askerler kadar teorik ve pratik seviyede bilmek gerekir. Bizde askeri konularda sivil uzman sayısı az. Gazeteci, akademisyen sayımız az. Askerin ilgi alanına giren konuları bilmeden de askeri vesayet altına almak da mümkün değil.
Strateji bir siyasi hedefe göre askerin kendini tanzim etmesini ifade eder. Bu stratejinin mutlaka bir sicil irade tarafından belirlenmesi gerekiyor. Askeri ve savaş işleriyle ilgili sivillerin yanlış bildiği hata şu, orduları savaşmak üzere organize edildiğini sanıyoruz ama ordular savunmak için kurulur. En başarılı general savaşmadan zafer kazanan generaldir. Bizim askerlerin sık tören yapmalarını eleştiririz. Ama aslında doğrudur. Askerler törenlerle caydırıcılık yapmak, gövde gösterisi yapmaktır.
Vesayet denilen, savaş amacıyla oluşturulmuş kurumun vesayeti de aslında büroktarik kurumun vesayetidir. Bütün bürokratik kurumların dayandığı öncelikleri vardır. Kendi çıkarlarını gözetir. Bir güç ele geçirdiğinde de kendi çıkarları peşine düşer. Askeri vesayet denilen bir bürokrasi sorunudur. Bunun aşılabilmesi de başta dediği gibi kurumun rasyonel kurallarına göre işlemesi ve denetimini gerekli kılar. Parkinson kanunu bürokrasinin işleyişiyle ilgili “bir bürokratik kurumun yaptığı iş artsa, azalsa da, personelin sayısı geometrik olarak artar.” Askeri kurumların kendisi hakkında karar veremeyeceği aşikardır. Bu nedenle dışarıdan bir el gereklidir.
Bizim asker nöbet tutar. Bir yer tayin edilir ve bir nöbet yeri 5 asker demektir. Biri izinde biri nöbette şeklinde ayarlanır. Bu kadar ordu ne yapar diye düşünüldüğünde nöbet tutması söylenir. Neden bu kadar çok asker var sorusuna da yine nöbet tutmak için denir. Gelişmiş ülkelerde bu kadar fazla nöbet tutmuyorlar. Kamera kullanıyorlar ve doğal olarak da sayıları da azdır. Nöbet işini gelişen teknolojiyi kullanarak çözdüğünüzde sayıda ciddi azalma olacaktır.
Eğer askeri vesayet istemiyorsanız, askeri vesayet altına almalısınız. Savunma işi de ülkenin ihtiyaçlarına göre düzenlemek istiyorsanız askeri ciddi reformdan geçirmek durumundasınız. Bizde de ciddi reform gerektiren durumlar var. Bugün ciddi bir bürokratik engelle karşılaşıyoruz. Bir savaş durumu olduğunda deniz, hava ve kara unsurları bir komutan etrafında birleştiriliyor. Dünyada neredeyse bu yap kalkmış durumdadır. Müşterek komutanlıklar uygulanmaktadır. Barış zamanında ordular uzmanlaşmalı bırakıp görev icabı gerektiren yeni yapılanmaya uygun hale gelirler. Türkiye’nin bu hale gelmesi gerekir. Fakat geçilemiyor. Sebebi bürokratik. Personel sayısı %29 kadar azıldığı, general sayısında da ciddi bir azalma olacaktır. Bürokratik kurumun başındaki kişi her zaman personelinin artmasını ister azalmasını değil. Bu nedenle bu gibi değişiklikler kaygıyla karşılanıp bir direnç yaşanır.
Günümüzün askerleri entelektüel askerdir. Körfeze 5000 asker gel ama sadece 2000 kadarı savaştı. Eskiden tümenlerin yaptığı içi artık taburlar yapıyor. Savaşın kazanılmasında askeri güçten ziyade sahip olunan bilgi önemli rol oynuyor. Askerin bilgi ve tecrübesini teknolojik alt yapısını güçlendirmeli. Bugünkü temel sorun askerin sivil üzerindeki vesayeti ayrı konu, askerin kendi bürokratik yapısıyla bu reforma direniyor olmasıdır. Bu direnç devam ettikçe askerin reformu imkansız hale geliyor. En önemli reform alanlarından biri dış güvenliktir. Hem kaynak israfını önlemek, orduyu buna göre yeniden tanzim edebilmek için güçlü bir siyasi iradenin buna göre askeri reforma etmesi gerekir. Reform işi askerin kendine bırakıldığında hiçbir asker buna evet demiyor. Bu reformun gerçekleştirilmesi için askerlerle birlikte çalışılarak reformu gerçekleştirmek gerek. Savunma ve güvenlikle ilgili işler dünyanın her yerinde sivillerce yapılandırılır.
Eğer askeri konulara çok uzaksanız. Savunma konularına mesafeliyseniz bile en az askerler kadar askerliği bilmelisiniz. Eğer profesyonel askerliği yeteri kadar bilmezseniz vicdani redciliği bile yeteri kadar savunamazsınız. Dış güvenlik reformu askerlere bırakıldıkça yapılamayacak. Savaşma yeteneği de tartışmalı bir askerimiz ortaya çıkacaktır. Bunu ele alıp dış güvenlik meselesini siyasi bir iradeyle ele alıp reforma etme amacıyla düzenlemek gerekir.
Lale Kemal: Silahlı Gücün Demokratik Denetimi
Türkiye’de silahlı kuvvetlerin demokratik denetim yol haritası belirlidir. Geçen hafta Şemdinli’de acı bir saldırı yaşandı. Birifing veren yetkili komutan “çoban sanıldı” diye açıklama yaptı. Buradan hareketle şunu soralı, bu komutan neden görevden alınmadı, harcamalar neden kontrol edilmedi vs gibi bir çok soru sorabiliriz. Ama soruların hepsi de siyasi iradeye yöneliktir. Her ülkede buna ynelik reformları sivil irade yapar.
Siyasi irade, içişleri bakanı, savunma bakanı Ergenekon konusunda isimleri şaibeye karışan komutanları görevden almalı ya da soruşturma açmalıydı. Ama sorgulanamıyor. Türkiye’deki 5 askeri darbenin fazlaca içselleştirilmiş ve korkuya kapılınmıştır. Devlet Bakanı Hayati Yazıcı profesyonel ordunun imkansızlığını ifade ediyor gerekçesini de ordu içinden bunun istenmemesi ifade edilmişti. Halbuki askere rağmen değil de askerler birlikte bunu yapmak gerekir. Bunu yapamayışımızı korkuya ve bir de peygamber ocağı diye kutsallaştırmamıza bağlıyorum.
İspanya demokrasiye geçişte askerin denetim altına alınmasında örnektir. Lankisera, bir ülkenin demokratik gelişmesinde askeri vesayetini gösterir. Silahlı kuvvetlerin sayısının azaltılmasında, doktiriner değişiklikte, askeri kariyer yapısında, askerin eğitim siteminde çağa uygun değişikliklerin yapılmasında, ideolojik unsurlardan temizlenmesi gerekir. Askerin müfredatından “ben bu ülkenin sahibiyim” fikri kaldırılmalıdır.
Türkiye’de askeri konuların tartışılması Helsinki’de alınan kararla başladı. MGK eskiden yaptırım gücü olan bir yapıyken tavsiye kurumuna dönüştürüldü. Bu süreçten sonra yapılan çeşitli değişikliklerle askerin yapısında idaresinde önemli derecede reformlara gidildi.
Vergilerimizle kurulmuş olan Silahlı kuvvetlerin denetimleri daha fazla önem kazanmaktadır. Obama geçen hafta Afganistan’daki bir generalini görevden aldı. Ama bizde buna benzer bir takım yanlışlıklarda görevden alma ya da soruşturma imkansızdır. Dünyanın farklı ülkelerinden yine ABD benzeri uygulamalar var ve hatalı bulunan subaylar görevden el çektiriliyor. Bu nedenle bir yaptırımın olması gerektiğini düşünüyorum. Bugünkü durumda bakıldığında askerin ne kadar büyük bir rehavet içinde olduğunu görüyoruz. Askere hesap sormayarak askere de kötülük yapıldığını düşünüyorum. Bu alanda ciddi harcamalarımız var. Bazı bütçe dışı harcamaların denetimi yapılamadığı için önemli derecede kontrolsüzlük denetimsizlik var. Terörle mücadelede başarısızlığın hesabı sorulmalı. Sivil iradenin başı olarak Başbakanın hesap sorması gerekir. İlgili kişiler açığa alınmalı, kıdem ilerlemeleri durdurulmalı.
Eser Karakaş: Ordunun Ekonomik Denetimi
Hızlı değişen bir ülkede yaşıyoruz. Askerlerin vesayetinin anayasal çerçeveye uygun hale getirilmesi 10-15 yıl kadar bir sürede tamamlanacaktır. Önemli sıkıntı bilgi asimetrisi. ABD savunma ekonomisi hakkında bakın iki cilt kitap hazırlamış. Bunlar hazırlandığına göre bu konuda insanlar bir araya gelmiş fikir yürütmüştür. Türkiye’de bu kitaplara benzer hiçbir araştırma ve çalışma yok. Yapılanlar olsa da analitik değiller. Orduların optimal asker sayısı ne olmalıdır. Bu konuda Türkiye’de çalışma yok. Neden yok bence askerler engellemişlerdir. Bu konularda çalışanlar var ama onlar da askerin uzantısı gibiler. Sivil hiçbir kişi kalkıp da bu konuları çalışmıyor.
Mümtazer’in verdiği örneklere benzer çok örnek var. Profesyonel askere geçilmesi gerekiyor deniyor. Siviller bu konuda hiçbir şekilde hazırlıklı değiller. Bu alanda nasıl çalışılmalı, bu ordu nasıl bir bilgiye sahip olmalı, kaç kişilik olacak sivilde bir bilgi yok. Bu düzelmedikçe askerin vesayeti devam edecektir. Bu durumu topta da yaşıyoruz. Doktor ilaçları veriyor biz de kullanıyoruz. Çünkü o alanda fazla bilgimiz yok.
Savunma bakanlığına bağlı diye düşündüğüm hava kuvvetleri bana gelse ve hava savunmamız için şu kadar awaks gerekli dese. Bunun gerçekten bu kadar lazım olduğunu ben neye göre değerlendireceğim, belli değil. Bırakın ne kadar lazım olduğunu etkin kullanımını biliyor muyuz? Bundan da habersiziz. Eğer bu alanlarda bilgi sahibi değilseniz askeri vesayetin denetim altına alınması mümkün olmayacaktır.
Türkiye bütçe hakkını kullanamıyor. Bütçe hakkının kullanılması etkinlik denetiminin yapılmasını gerekli kılar. Bu teorik bir tartışmadır. Askerle sivil arasında bilgi asimetrisi hep vardır ve devam edecektir. Bunu sıfırlamak mümkün değil ama azaltılması mümkündür.
MSB ve Savunma Sanayi üzerinden temel harcama yapılıyor. Kriz döneminde askeri harcamalarda artış var. Dünyadaki en fazla askeri harcamayı ABD, ardından Fransa geliyor. İlk 20 ülke arasında Türkiye 15-16. Sırada yer alıyor. Türkiye’deki askeri harcamalar 15 milyar dolar civarında. Fransa bunun 4,5 katı kadar yapıyor. Ben bir ekonomist olarak 2010 yılında askeri harcamamız olacak diyemiyorum. Denetleyemediğiniz bir büyüklük var ve bu da can sıkıcı. Bu alanda kanunlar yapılmalı ve ardından yönetmeliklerle desteklenmeli. Sayıştayla ilgili yasa tasarısı 5 yıldır mecliste bekliyor ve yasalaştırılmıyor. Bunun gerekçesini bilmiyoruz.
Türkiye’nin yönetmelikler devleti olduğunu görüyoruz. Herhangi bir konuda kanun yapılsa da hemen bir yönetmelikle kanun uygulanamaz hale getiriliyor. Milli savunmayla ilgili hiçbir partinin kadrosu yok. Bu nedenle de meclise gelen tasarıları hakkıyla tartışacak milletvekili de yok. Sanki bir tiyatro oynanıyor.
Oturumun Müzakeresi
Niyazi Öktem: Okullarda “Türküm doğruyum” diye başlayan and ve Onuncu yıl marşı içerik itibariyle müthiş bir faşizm içerir.
Ali Bulaç: Asker ocağına peygamber ocağı deniliyor. Halbuki peygamberin bir askeri ocağı yoktu. İslam dünyasında profesyonel bir ordu yoktu. Savaş zamanı ordu bir araya gelir. Savaş sonrası dağılırdı. İlk profesyonel orduyu Muaviye oluşturdu. Peygamber döneminde Halit bin Velid’e yönelik bir teveccüh vardı. Eğer o orduya katılıyorsa o savaş kazanılıyordu. Fakat halkın zaferi Halid bin Velid’in şahsında göreceği düşüncesiyle görevden alındı.
Mustafa Erdoğan: Bilgi asimetrisiyle ilgili kişisel bir tecrübem var. Silahlı kuvvetlerle ilgili bir makale yazmaya kalkışmıştım ama literatür taramalarımda konuyla ilgili birincil kaynaklardan ciddi bir bilgi bulamadım.
Cevat Öneş: Türkiye’nin en öncelikli problemi olan vesayetçi zihniyet tartışıldı. Yaşadığımız süreçteki sıkıntılar, Kürt meselesi sıcak ortam dahi bu vesayetçi zihniyetin sorunlarını ortaya koyuyor. Yargı erki sitemimiz içindeki vesayetçi zihniyete baktık ve daha da bakacağız. Artık vesayetçi zihniyetin yeteri kadar tartışıldığını ama bu sitemi kimin değiştireceğini yeteri kadar tartışmadığımızı görüyorum. Vesayetçi yapıyı isteyenlerin olduğuna da vurgu yaptık. Bu sistemi değiştirmeyen, gerekli adımları atmayan siyasi partiler ve kişilerle birlikte ele alınmalı. Siyasi patilerin bu konudaki yetersizliklerini ortaya koyma ve ikaz etme, gereğinin yapılmasını sağlamalıyız.
Ferhat Kentel: Kurmay askerler iyi yetişiyorlar ve her şeyi biliyorlar. Biz de bazı bilgileri bilebiliriz. Askerin ne kadar sayısı olması gerekiyor bunu az çok biliriz. Biz asker hakkında olsa-olsa metoduyla bilgi sahibi olabiliriz(!)
Serap Yazıcı: Silahlı kuvvetler parlamento çalışmalarını genç askerler üzerinden dinleyebiliyor. Bilgi sahibi olabiliyorlar. Sivil otoritenin askeri çalışmalar hakkında bilgi sahibi olması da bir şekilde sağlanabilmeli.
Hüseyin Gülerce: Vatan sevgisi imandandır, nöbet tutan göz cehennemde yanmaz gibi ifadelerimizin Askerliği peygamber ocağı haline getirilmesini doğal olarak sağlıyor. buranın peygamber ocağı olması buradaki hatalılara dokunulmayacağı anlamına gelmemeli. Böyle bir yer e-muhtırada kutlu doğumu gerekçe gösterdi, başı örtülülerin ordu evlerine girişleri engelleniyor.
Halit Yalçın: Kürtçe eğitim için açılacak okullarla ilgili milli eğitimin belirli kuralları var. Buna uygun olarak bazı keyif ve eğlence merkezlerine uzaklıkları belirleniyor. buna göre Van'da bir kurs merkezi açıldı ama gidip gelen öğrencileri takip emek için sivil polis koydular. Bir PKK komutanı buraya bundan sonra gitmeyin deyince kimse gitmedi ve kapandı.
Reşat Petek: Kurumlar elbette muhatap değil. Silahlı kuvvetleri karşımıza almıyoruz sadece yapılan hataları ele alıyor ve değerlendiriyoruz. Askeri harcamaların denetimi önemli. Bu konudaki anayasal düzenlemeler gerekli. Yaslarla var olan sivil hakların kullanılması konusunda biraz dirayetli olunmalı.
Zeynep Dağı: Ne zaman bir tartışma açılsa, hemen askerlikten soğutma ile karşı karşıya kalıyoruz. Maalesef hiç demokrasiden soğutma konusu gündeme gelmez. Askerlikten soğutma ne kadar büyük bir suç ise halkın iradesini korumak için demokrasiden soğutma da bir o kadar suç olabilmeli.
Yıldız Ramazanoğlu: Komutanların “çoban sanmıştık” demesini umursuzca ateş açılabildiği şeklinde, çobanlara ateş açılabildiği şeklinde de anlamak mümkün.
Vedat Hazarlıoğlu: Akademik bir çalışma için MSB’de bir bilgi istedim. Fakat devlet sırrı diye verilmedi. Başka bir arkadaşım bu bilgileri Nato dergilerinde bulabileceğimi söyleyince araştırmalarım sonucu bilgileri elde edebildim. Sır dediğimiz bilgilerin sırlığı bu kadar.
Mümtazer Türköne: Bizde Muhammet kelimesine saygı göstermek amacıyla Mehmet adı kullanılmış. Mehmetçik de aslında “Küçük Muhammet” demek.
Bizim kültürümüz kan kültürü. Sevgilinin kirpiği ok, kaşı keman.
Bakın askerler en iyi siyaseti bilirler, borsayı iyi takip ederler, bir de emlak işini iyi bilir. Ama askerliği pek bilmezler. Geçmişte bu ülkenin en iyi kurumu ordu idi. Bugün en geri, en kaba ve en ilkel kuruluşu ordu oldu. Askeri kendi haline bırakırsan lojman yapar, sosyal merkez yapar.
Eser Karakaş: Denetim denince hukuka uygunluk anlaşılır. Ama asla etkinliğe nasıl yansıdığını bilmez ve düşünmez. TSK denetleme dışı tutulmuş. Dünyanın büyük bir şirketi olan Microsoft kendinin asla denetleme dışı tutmaz. Bu sağlıklı bir kurum olmanın olmazsa olmazıdır. Mesele ayrılan paranın kendi hesabını geçirilip geçirilmediği meselesi değildir. Paranın etkin kullanılıp kullanılmadığının kontrolüdür.
Bilgi asimetrisi ciddiye alınmalı.
Denetim eksikliği kurumsal bir konudur.
Admin Abant
- 26-06-2010 11:29
- 271 defa okundu