Slideshow image
 

Ana Sayfa » Medyada Abant
Basında 15. Abant Platformu
A | A     Printer
20-11-2007

15. Abant Toplantısı "Yeni bir Anayasa" başlığıyla İzmit Kartepe'de konunun uzmanı önde gelen akademisyenler ve entelektüellerin katılımıyla gerçekleşti. Platform öncesi ve sonrasında basında geniş yankı uyandırdı. Platform hakkında basından bazı seçmeleri aşağıda bulabilirsiniz.

Abant pratiği: Yeni Anayasa
 
 Abant Platformu bu sefer "Yeni Anayasa"yı masaya yatırdı. Başta Yeni Anayasa'nın ilk adımı olan Ergun Özbudun'un riyasetinde hazırlanan taslağın mimarları olmak üzere, hukukçular, aralarında Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat olmak üzere siyasetçiler ve aydınlar yeni anayasanın içeriğini ve izlenen yöntemi iki gün boyunca müzakere ettiler.

Usûl asıldan önce geliyor. Dünyanın en mükemmel ve ideal anayasasına bugün sahip olsak, bize hiçbir katkı sağlamayacak. Çünkü sahip olacağımız anayasanın içeriğinden önce nasıl yapıldığı önemli. Anayasa bir toplum sözleşmesi. Herkes bu sözleşmenin tarafı. Şayet bu sözleşme, taraf olan herkesin katılımı ile belirlenir ise, herkesin rızasına ve katkısına haiz bir anayasaya sahip olacağız. Anayasanın yapım süreci, kendiliğinden anayasal bilincin yükselmesine yol açacak. Anayasal bilincin yükselmesi, sorumluluk sahibi ve çevresine müdahil vatandaş profilinin güç kazanması demek. Kendi yaptığı anayasaya sahip çıkmak ve uymak, anayasanın vatandaşlar üzerindeki itibarına mesnet teşkil edecek. Bütün bunların olabilmesi için yeni anayasanın yaygın bir müzakere sürecine konu edilmesi gerekiyor.

Abant Platformu da bu müzakere sürecinde üzerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirdi. İdeal bir anayasaya ulaşmanın dikenli, taşlı yollarında en çok ihtiyacımız olan şey eleştiri. Abant Platformu'nun eleştiri süzgecinden geçmiş bir anayasanın çok fazla eksiğinin olmayacağı anlaşılıyor.

Elbette daha alınacak uzun bir mesafe bulunuyor. Bu aşamada, anayasanın somut maddelerinin formülasyonundan ziyade, siyasal hukuku düzenleyecek bu metnin dayanacağı ilkelerin temel tercihler olarak ortaya çıkması gerekiyor. Bu açıdan en esaslı tartışma siyasal toplumun kendisi kadar eski bir tartışma. Anayasa bireyi mi yoksa toplumu mu tercih edecek? Türkiye grup hakları üzerinde yükselen radikal demokrasiyi enine boyuna tartışmamıştı. Bazı şeyleri tüketebilmek, bir derde deva olmayacağını görmek için tartışarak tüketmek gerekiyor. Anayasa yapım sürecinin ne kadar verimli tartışmaları tetikleyeceğine dair bu konu iyi bir örnek. Örnek sadece çok kültürlülük ve cemaat hakları ile sınırlı değil, Kürt Sorunu içinde bugün "komünal haklar" adıyla talep edilen şeyin kendisi de Anayasa'nın birey veya grup arasında yapacağı bir tercihe dayanıyor. Eğer toplumu, dolayısıyla grubu tercih ediyorsanız bireysel özgürlüklerin tamamını cemaatler içinde yaşatabilmeniz gerekiyor. Hem komünal hakları talep edip hem de bireysel özgürlükleri yaşatmaya çalışmak, fiilen "mahalle baskısı" içinde bireye bir yer aramayı gerektiriyor. Çok kültürlülüğü, grup veya topluluk haklarını, cemaat haklarını, komünal hakları, radikal demokrasiyi ve müzakereci demokrasiyi bu kavramların kesişme alanlarına bakarak bir eleştiri süzgecinden geçirmemiz lazım.

Anayasa hukuku ciddi bir uzmanlık alanı. Türkiye'nin çok iyi anayasa uzmanları var. Anayasa uzmanlığı, diğer uzmanlık alanlarından bir hayli farklı. Çünkü siyasetin zengin dünyasını hukuka bağlamak, yani siyasal hukuku somut hukuk normlarına ve tercihlere dönüştürmek bir uzmanlığın ötesinde bilgi ve birikim gerektiriyor. Türkiye Yeni Anayasa'yı tartışıyor. Tartışmayı tıpkı Abant Platformu'nda görüldüğü üzere son derece olgun ve üretken bir şekilde sürdürüyor. Ama öbür taraftan gündelik politika içinde ciddi anayasal sorunların içinden geçiyor. Türkiye'nin neredeyse her siyasi gündemi aynı zamanda bir anayasal sorun olarak karşımıza çıkıyor. Laiklik üst başlığı altında vereceğimiz, başta başörtüsü yasağı olmak üzere bütün sorunlar, gerçekte bir anayasa sorunu. Siyaset üzerinde farklı gündemlerle karşımıza çıkan askerî vesayet sorunu, doğrudan anayasal düzeyde çözüme kavuşturulması gereken bir sorun. MHP'nin, dokunulmazlıkların sınırlandırılması önerisi de ülkemizde var olan anayasal bilince dair bir işaret değil mi?

Yalıtılmış kaplar gibi iki ayrı dünyada vücut bulan anayasa yapımı ve anayasal sorunların birlikte ele alınması, belki tecrübî metodu kullanarak mevcut sorunlardan hareketle anayasanın içeriğinin belirlenmesi gerekiyor.

Bu yılki son Abant Platformu toplantısında kendini gösteren Abant Ruhu, farklılıkları bir arada yaşatma yeteneği ile bu yapım sürecinde mutlaka egemen olması gereken bir inceliği temsil ettiğini kayıtlara geçirmiş oldu.


Mümtazer Türköne, Zaman, 18 Kasım 2007


 

Abant'tan özgürlük vurgusu çıktı

Abant Platformu'nun İzmit Kartepe'de düzenlediği "Yeni Bir Anayasa" konulu toplantısı sona erdi. 16-17 Kasım tarihleri arasında 150 entellektüelin katılımıyla, "Yeni anayasanın nasıl olması gerektiği" konusunda fikirleri değerlendirmek üzere gerçekleştirilen toplantının ardından bir değerlendirme metni yayınlandı.

Oturumlarda insan hak ve özgürlüklerinin anayasanın başlangıç maddeleri arasında yer alması, cumhurbaşkanını halkın seçmesi ama yetkilerinin kısıtlanması, din derslerinin seçmeli bir yapıya büründürülmesi, kişinin özel ve özerk haklarının korunması, anayasa düzenlenirken Batı kaynaklarından ziyade kendi değerlerimizden istifade edilmesi gerektiği, askerin siyasetten ziyade güvenlik meselesiyle ilgilenmesi, anayasa düzenlenmesinin bir AB süreci ihtiyacı olmaktan ziyade bir modern insan hakları gereği olduğu, anayasanın hiçbir şekilde vesayet altına alınamayacağı, asla ne güvenliğin özgürlüğe, ne de özgürlüğün güvenliğe feda edilemeyeceği gibi kararlar ön plana çıktı.


Dört oturumun sonunda gerçekleştirilen değerlendirme oturumunda bütün katılımcıların iki günlük tartışmaları değerlendirmeleri sağlandı. Katılımcıların dinlenmesinden ve karar niteliğindeki fikirlerin not edilmesinden sonra değerlendirme metni yeni anayasa taslağını hazırlayan Bilim Kurulu üyesi Pof. Dr. Levent Köker tarafından açıklandı.

Değerlendirme metninde yer alan maddeler şu şekilde sıralandı:

"1. Geniş bir katılımla gerçekleşen 22 Temmuz seçimlerinden sonra oluşan ve büyük bir demokratik temsil kabiliyetine sahip bulunan TBMM'nin anayasa değiştirme yetkisi olduğu gibi yeni bir anayasa yapmaya yetkisi de vardır.
2. Yeni bir anayasanın yapılmasında izlenecek yöntem bakımından TBMM'nin bir somut anayasa teklifi üzerinde görüşmelere başlamadan önce, en geniş toplumsal katılımı temin etmesi gereklidir.
3. Böyle bir katılımın temini için önce yeni anayasaya temel oluşturacak demokratik değerler ve kurumlar hakkında ilkeler düzeyinde bir mutabakatın büyük yarar sağlayacağı düşünülmüştür.
4. Böylece oluşacak yeni anayasa, sadece vatandaşlar tarafından sahiplenilen bir toplumsal mutabakat metni niteliğinde olmayıp aynı zamanda uygar milletler tarafından benimsenmiş evrensel hukuk ilkelerini içermek ve siyasi rejimi demokratikleştirmek anlamlarında da sivil bir anayasa olacaktır.
5. Bu bağlamda 1982 Anayasası ile yerleştirilmiş olan antidemokratik bürokratik vesayet mekanizmalarının yeni anayasada ortadan kaldırılması gereği üzerinde mutabakat sağlanmıştır.
6. Yeni anayasanın çağdaş demokrasinin temel özelliklerinden olan toplumsal farklılıkların eşit saygı görmesi ilkesi uyarınca en geniş hak ve özgürlüklerle ve bunlarla uyumlu kamu idaresi mekanizmalarıyla donatılması gerekmektedir.
7. Bu cümleden olmak üzere özellikle vatandaşlık din ve inanç hürriyeti ve eğitim hakkı konularında demokratik çoğulculuk ilkelerine uygun düzenlemelerin benimsenmesi gerektiği ancak bu şekilde farklılıklarımızı koruyarak barış içinde ve özgürce bir arada yaşayabileceğimiz anlaşılmıştır.
8. Netice olarak Türkiye Cumhuriyeti demokratik ilkeler temelinde inşa eden bir yeni anayasa düzeni ile çağdaş dünyada layık olduğu saygın yeri alacağı üzerinde görüş birliğine varılmıştır.
Katılımcılar, sivil ve demokratik yeni anayasanın makul bir süre içinde hayata geçirilmesinin sadece önemli tarihi bir fırsat değil, aynı zamanda bir zaruret olduğu düşüncesindedirler."  Yeni Şafak, Murat Aksoy


 

Türkiye'nin gerçek gündemi sivil anayasa

Türkiye'nin özgün tartışma platformu Abant, bu yılki toplantısını yeni anayasaya ayırdı. İzmit Kartepe'de bir araya gelen farklı görüşlere mensup aydınlar, özgürlükçü bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu noktasında birleşti.

Toplantının açılışında konuşan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Türkiye'nin asıl gündeminin demokrasi olduğunu söyledi. Ardından da yeni anayasada yer alması gereken özellikleri sıraladı: "Devleti milletle kaynaştırmalı. Özgürlük ve güvenlik arasında denge kurmalı. Devleti değil, bireyi merkeze almalı."


Açılış oturumunun diğer konuşmacıları AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, yeni anayasa taslağını hazırlayan Bilim Kurulu'nun başkanı Prof. Dr. Ergun Özbudun ve Abant Platformu Bilimsel Koordinatörü Ümit Kardaş da, 1982 Anayasası'nın Türkiye'ye dar geldiğini vurgula- dı. Taslağa gösterilen tepkinin insaf sınırlarını aştığını belirten Doç. Dr. Serap Yazıcı, eleştirenlerin birçoğunun taslağı okumadığını savundu. BBP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Desteci ise sivil anayasayı desteklediklerini; ancak toplumun hiçbir kesiminin dışlanmaması gerektiğini söyledi.

Sivil anayasa, Türkiye'nin öncelikleri arasına girdi. Terör, sınır ötesi operasyon ve parti kapatma tartışmalarına rağmen gündemden düşmüyor. Her yıl farklı konuları masaya yatıran Abant Platformu, 15. toplantısını bu konuya ayırdı. Anayasa taslağını hazırlayan Bilim Kurulunun üyelerinin de katıldığı toplantıda farklı görüşlerden aydın ve siyasîler önemli tespitlerde bulundu.

Toplantı gündeminin terör ya da sınır ötesi operasyon yerine anayasa olmasını önemli bulduğunu ifade eden Adalet Bakanı Şahin, Türkiye'nin gerçek gündeminin özgürlükler ve demokrasi olduğuna dikkat çekti. Farklı görüşlerden faydalanmak için toplantıya katıldığını aktaran Şahin, yeni anayasanın 1961 ve 1982 anayasaları gibi tepki anayasası olmayacağını kaydetti.


Abant Platformu Bilimsel Koordinatörü Kardaş, Türkiye'nin yeni demokratik, sivil ve özgürlükçü bir anayasayı hak ettiğini anlattı. Hükümetin elinde bulunan anayasa taslağını hazırlayan Bilim Kurulu'nun üyesi Doç. Dr. Serap Yazıcı, haksız ve insaf sınırlarını aşan eleştirilerden yakındı. Eleştirenlerin çoğunun taslağı bile okumadığını belirtti. Yazıcı, AK Parti'nin kendilerini hiçbir şekilde yönlendirmediğini, yıllardır savundukları görüşü taslağa aktardıklarını kaydetti. Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Desteci de demokratik ve sivil bir anayasa çıkarılmasını desteklediklerini; ancak bu yapılırken toplumun hiçbir kesiminin dışlanmaması gerektiğini söyledi. Desteci, "Biz BBP olarak sivil ve demokratik bir anayasa yapılmasını destekliyoruz. Ancak toplumun hiçbir kesimi dışlanmamalıdır. Normal hayatta geçerli olamayan devrim kanunları taslakta yer almamalıdır. Anayasada milletimizin hassasiyeti olarak Türk bilinci üst kimlik olarak Türk kimliği korunmalıdır." şeklinde konuştu.


Prof Dr. Mümtaz'er Türköne ise, laiklik tartışmasının anayasa ile çözülmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
Abant Platformu'nun 15. toplantısının ilk günü iki oturumla tamamlandı. Prof. Dr. Levent Köker'in başkanlığında yapılan '1982 Anayasası' başlıklı ilk oturumda Doç. Dr. Serap Yazıcı ve Prof. Dr. Mümta'zer Türköne konuştu. Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun başkanlığını yaptığı 'Sivil Yeni Bir Anayasa İhtiyacı, Felsefesi ve Evrensel Hukukla İlişkisi' başlıklı ikinci oturumun konuşmacıları ise Prof. Dr. Yavuz Atar ve Prof. Dr. Işıl Karakaş'tı. Şiddetli tartışmaların yaşandığı oturumda, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Ferman Demirkol, taslağın sipariş üzerine yazıldığını ve hazırlayan hocalara 200 bin YTL verildiğini iddia etti. Ancak iddia oturum başkanı Burhan Kuzu tarafından yalanlandı.


Sivil anayasa süreci 6 ay önce başladı. Başbakan Tayyip Erdoğan, 8 Haziran'da Prof. Dr. Ergun Özbudun'dan bir taslak hazırlamasını istedi. 6 kişilik Bilim Kurulu, 100 saati aşan tartışmalar sonucu taslağı oluşturdu. Başbakan, taslağı AK Parti'nin kurduğu 11 kişilik komisyona havale etti. Ardından akademisyenler ve AK Partili hukukçular Sapanca'da 3 günlük kampa girdi. Burada revize edilen taslak AK Parti'ye gönderildi. Parti yönetimi taslak üzerinde çalışıyor.

Türkiye'nin gerçek gündemi sivil anayasa


Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin: Abant Platformu, 15 yıldır ortak akıl, ortak payda, diyalog arayışını canlı tutuyor. Günlük gelişmelerin etkisinde kalmadan Türkiye'nin gerçek gündemini yakaladıkları için teşekkür ediyorum. Yılda bir defa yapılan bu toplantının gündemi neden terör ya da sınır ötesi operasyon değil diye sorduğumuzda, 'Tüm bu sorunların çözümü daha çok demokrasi ve özgürlüklerle düzenlenmiş anayasadan geçer. Biz bunu düşündüğümüz için yeni anayasayı bu yılki platforma taşıdık.' diyorsunuz. Ben en azından bir vatandaş olarak bunu önemsiyorum. Yeni anayasa için bu ülkede yaşayan her birey 'benim anayasam' diyebilmeli. Toplumsal gelişimin önünde inat kalesi gibi durmamalıdır. Toplumun gerisinde değil, bir adım önünde olmalı. Ne özgürlük kaygılarıyla güvenlikten, ne de güvenlik kaygılarıyla özgürlüklerimizden vazgeçmeyi sağlamalı. Bu ikisi terazinin iki kefesi gibi aynı, dengede olmalıdır. Ortak dilimiz, ortak paydamız, ortak aklımız olmalı, bireyin haklarını en üst düzeyde korumalı. Her şey şeffaf yapılıyor


Prof. Dr. Ergun Özbudun: 13 değişiklik yapılan 82 Anayasası yamalı bohçaya döndü. Yapılacak iş bu anayasanın ötesini berisini değiştirmek değil, yeni bir anayasa yapmaktır. Bir partinin anayasa hazırlayamayacağı şeklindeki eleştiriler mesnetsizdir. Geçmişte de yapıldı. Hazırladığımız taslak bu işin bitişi değil, başlangıcıdır. Anayasa taslağının kapalı kapılar ardında yapıldığı eleştirileri de mesnetsizdir. Her şey şeffaf bir şekilde yapılıyor. Ayrıca anayasa halkoyuna sunulacak.


82 Anayasası'nı yapanlar hatalarını itiraf etti


Dengir Mir Mehmet Fırat: 82 Anayasası'nı yapanlar bile hatalarını itiraf ediyor. Birkaç gün önce Kenan Evren bu yönde açıklama yaptı. 21. yüzyıl'a giren Türkiye 1982 Anayasası ile idare edilebilecek bir ülke değil. Şu anki taslak özgürlükler, demokrasi, sosyal hukuk devleti açısından asgari şartları gösteriyor. Herkes bu taslağa katkı yapabilir, sadece Türk halkının demokrasiyi hak etmediğini düşünenler yapamaz. Taslağın niye hâlâ açıklanmadığı eleştirisi yapılıyor. Biz gelen önerileri değerlendirip taslakta yer veriyoruz. Her kesimden katılım oluyor.  Laiklik tartışması anayasa ile çözülmeli


Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, DTP ile ilgili bir çıkış yaptı. 'Onların adını bile ağzıma almam.' dedi. Bu sözler Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İç Hizmet Kanunu'nun 43. maddesine göre suç. Verdiği siyasi beyanat ile DTP'nin lehine bir açılım sağlıyor. 2 milyon oy veren insanla devleti karşı karşıya getiriyor. Türkiye'de laiklik tartışması varsa, körler-sağırlar şeklinde bir tartışma varsa mutlaka laiklik anayasada yer almalı. Bu sorun anayasa ile çözülmeli.


Yeni anayasaya marjinal kesimler karşı çıkıyor


Prof. Dr. Yavuz Atar: Meclis anayasanın bir maddesin de değişiklik yapabilir mi? Evet yapabilir. 10 maddesinde değişiklik yapabilir mi? Evet yapabilir. Neden tamamını değiştiremesin. Yeni anayasa zorunlu. Yeni anayasa ile ilgili süreç doğru götürülüyor mu? Gücü elinde bulunduran anayasayı değiştirsin demiyoruz. Sivil süreci de işin içine katmamız gerekiyor. Bizce bu tartışma doğru başlamıştır. Referanduma katılım yüzde 70 oranında oldu. Ancak bu insanlar yeni anayasa ile ilgili düşüncelerini dile getirmiyor. Bu insanlar düşüncelerini neden dile getirmiyor? Daha çok marjinal kesimler konuşarak anayasaya karşı çıkıyorlar. Zaman

 

Katılımcı ve çok sesli tartışma
 
 
Abant Platformu'nun, anayasa tartışmalarının katılımcılık eksiğini tamamlayacak toplantısı İzmit Kartepe'de yoğun katılımla gerçekleşti.
 
 

Tartışmanın tabana yayılması ve anayasanın katılımcı süreçler sonunda hazırlanmasının önemini Prof. Mümtaz'er Türköne biraz abartarak anlattı. '1982 Anayasası'nı orijinal haliyle aynen kabul etseniz; ama katılımcı süreçlerden geçirerek ve topluma mal ederek yapsanız uygulaması kesinlikle farklı olacaktır.' dedi Mümtaz'er Hoca.

Yüzde 92'lik kabul oranı bile 82 Anayasası'nın topluma mal edilme eksiğini gideremedi. Zira o günlerde askerî yönetim halka ölümü gösterip hastalığa razı etmişti. Yani, ya eksikleriyle birlikte demokrasi ya da sonu belirsiz askerî yönetim tercihinde, halk kör-topal demokrasiyi seçmişti.

Katılımcılık konusunda kurumların isteksizliğinin aksine halkın iştiyakıyla ilgili güzel örnekler var. Oturum başkanlarından TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, kendisine gelen çok sayıda anayasa taslağı olduğunu belirterek, bir köy derneğinin gönderdiği kitapçığı gösterdi. Kapağında 'acele işe şeytan karışır, aceleye gerek yok' yazan kitapçık, bu iştiyakın ilginç bir örneği idi.

Sunumların ardından katılımcıların soru ve eklemeleri Abant'ın anayasayı toplumsal sözleşme noktasına yaklaştırma işlevini gösterdi. Taslak, hazırlanma süreci ve gerekçeler, en ince ayrıntısına kadar tartışıldı. Toplumun her kesiminin ve her düşüncenin kendini ifade imkanı bulduğu çok sesli müzakere ortamı umut verdi. Uzlaşma ile mutabakat arasındaki nüanslardan, temel yasa yapma tekniklerini karşılaştırmaya varıncaya kadar her mesele konuşuldu.

Oturumlarda ana başlıklara sadık kalmakla birlikte her konu, bir tarafından sivilleşmeye ulaştı. Sivilleşmenin, anayasayı üniformasız insanların hazırlamasından ibaret olmadığı vurgusu her oturuma damgasını vurdu. Sistemin ve onu şekillendiren mantalitenin sivilleşmesi üzerinde duruldu. Süreci yönetenlerin cesareti ile yapılabilirlik arasındaki denge üzerine de çokça söz söylendi. Yer yer korkaklık ithamına varan eleştirileri AK Parti milletvekili anayasa hocası Zafer Üskül memnuniyetle not etti. Bundan sonraki çalışmalarında bu toplantıda söylenenlerin cesaret verici olacağını belirtti.

Türkiye Barolar Birliği anayasa taslağını yeniledi; demokratik açılımlar noktasında yedi yıl önceki taslağın çok gerisinde bile olsa sürece katılım adına faydalı bir girişim. TOBB ve TÜSİAD da taslaklarını hazırlayıp kamuoyu ile paylaşırsa topluma mal edilme eksiği önemli ölçüde aşılmış olacak. Bülent Korucu, Zaman,16 Kasım 2007
 


 

 

Yeni bir Anayasa için...


Terör, sınır ötesi operasyon gibi gündemler yeni anayasa tartışmalarını gölgede bırakmıştı. Abant Platformu `nu İzmit Kartepe `de organize ettiği "Yeni bir Anayasa " başlıklı toplantılar, tam da bu ortamda "yeni bir anayasaya" olan ihtiyacı yeniden gözler önüne serdi.

Abant Platformu gerçekten çok önemli bir işlev yürütüyor. Ne yazık ki çoğu zaman bilgi sahibi olmadan fikir serdetmeye alışık olduğumuz için birçok insan görmediği Anayasa Taslağını eleştiri yağmuruna tutuyordu. Kapıları herkese açık olan platform, farklı düşüncesi olanlara da sesini duyurma imkânı veriyor. Toplantılarda nasıl bir anayasa istediğimizden çok nasıl bir anayasa istemediğimiz de net bir şekilde ortaya çıktı.

Anayasa tartışmalarının sadece entelektüel mahfillerde devam ettiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz . Öğleden sonraki oturumlardan birini yöneten Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ilginç bir anekdot aktardı. Kuzu, kendisini gören herkesin (ki bu kişiler içinde çiftçiler, işçiler de var) yeni Anayasa ile ilgili farklı bir teklif getirdiğini söyledi. Hocanın elindeki teklifler bir hayli kabarıktı.

Burhan Hoca , "Köylüler Derneği " adlı bir dernek tarafından hazırlanan Anayasa kitapçığını da gösterdi. Kuzu, kitapçığın üzerindeki "Yeni anayasa için acele etmeyelim, acele işe şeytan karışır" ifadesini okuduğunda salonda herkesin yüzünde bir tebessüm belirdi. Demek ki sanıldığı gibi Anayasa ihtiyacı, sadece aydınların değil toplumun tamamının gündeminde.

Özetle devleti bireyin önünde tutan, bireysel özgürlükleri arka plana iten bir anayasayı kimse istemiyor. Yeni Anayasa `nın sihirli bir değnek olmadığının herkes farkında. Ama en azından çağın gereklerine uygun bir anayasa, daha demokratik, daha özgürlükçü bir Türkiye Cumhuriyeti için başlangıç olabilir. 15 yıllık bir geçmişe sahip Abant Platformu , bundan önce de çok önemli ve kritik konuları Türkiye gündemine sokmuş, buradan çıkan kararlar, Türk entelektüeline yön veren önemli sonuçlar doğurmuştu. Kartepe `ye gidemeyenler üzülmesin. Çünkü Mehtap TV bütün tartışmaları, gün boyu canlı yayınlarla ekranlara getiriyor.

Bu yüzden hem Abant Platformu , hem de Mehtap TV büyük bir teşekkürü hak ediyor.Nuh Gönültaş-Bugün- 17 .11. 2007
 

`Abant Toplantısı`ndan izlenimler`
 
Yeni bir anayasayı görüşmek için düzenlenen Abant Toplantısı , bu defa İzmit Karpete`de Green Park tesislerinde yapıldı. 2 gün süren toplantının bütün teferruatını anlatacak değilim. Önemli bulduğum bazı cümleleri aktarmakla yetineceğim.


Prof. Zafer Üskül (AK Parti milletvekili): "1960`dan sonra MGK , bir anayasal kurum haline geldi. Askerin düşüncelerini, böyle bir kurulda siyasetçilerle paylaşabileceği, dolayısıyla darbe yapmayacağı gerekçesi ileri sürüldü. Darbe olmasın diye askerin siyasete müdahalesi kurumsallaştı."


Prof. Ergun Özbudun : "1982 Anayasası hazırlanırken, siyasete ve siyasetçiye güvensizlik hakimdi. 11 Eylül 1980`e kadar herhangi bir siyasi partiye üye olanlar, 160 kişilik Danışma Meclisi `ne atanmadı. Zaten Kenan Evren , ` Biz temizliyoruz, politikacılar tencereyi pisletiyorlar` diyordu. Siyaset kurumunu bu kadar kötülersen, demokrasinin mantığına da ters düşüp, vesayet rejimine, bürokrasinin egemenliğine, onay vermiş olursun."

Şerafettin Elçi (KADEP Genel Başkanı): "Kürtler , kendilerini yeni anayasada bulmalı. Atatürk milliyetçiliği, Türk milliyetçiliğine göre bir nebze daha iyi. Türk milliyetçiliği ırk anlayışına dayalıdır; başka ırkları boyunduruk altına almak ister. Atatürk milliyetçiliği ise, kültürel bir temele dayanır. Amaç, farklı kimlikleri ve kültürleri yok edip, Türk potasında eritmektir."

Mustafa Destici (Büyük Birlik Partisi ): "Türk milliyetçiliği ırkçı bir düzenleme değildir. Olsaydı, Şerafettin Elçi bakanlık yapamazdı."


Prof. Mithat Sancar : "Mutabakat herkesin bir konuda yüzde yüz anlaşması değildir. Görüşler kabul görmese dahi, ben bu tartışma sürecinde yer aldım duygusu önemlidir. Buradan ` Biz bir demokratik toplumuz` hissi çıkabilir. Anayasa çözüm bulmayacak, sadece çözüm arayanların önünü tıkamayacak bir mekanizma oluşturulmalı."
Dengir Mir Fırat : "Sivil anayasadan kastımız uygar anayasadır. Eğer `5`i 1 yerde` değilseniz , anayasa hazırlığının arkasına siyasi irade koymalısınız. Anayasayı sipariş vermedik, ilim heyetine ricada bulunduk. Onlar uygun gördükleri bir şekilde anayasa hazırladılar." Nazlı Ilıcak-Sabah

 


Yeni Anayasa Taslağı Tartışılıyor

"Yeni Bir Anayasa" konulu toplantı, İzmit Kartepe'de başladı.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, yeni anayasanın özgürlük ve güvenlik konusunda bir denge gözetmesi gerektiğini söyledi.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat da her kurum ve siyasi partiden yeni anayasaya katkı beklediklerini bildirdi.

Profesör Ergun Özbudun ise hazırladıkları teklifin bitim noktası değil başlangıç noktası olduğunu belirtti.

Abant Platformu'nca düzenlenen "Yeni Bir Anayasa" konulu toplantı, İzmit Kartepe'de başladı.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin açılışta, yeni anayasanın özgürlük ve güvenlik konusunda bir denge gözetmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Şahin, "Ne güvenlik için güvenlik kaygılarıyla özgürlüğümüzden vazgeçmeliyiz, vazgeçmeyi sağlayan bir anayasa olmalıdır. ne özgürlük adına da güvenliğimizden vazgeçme sonucunu doğuracak bir anayasa olmalıdır. yani her ikisi de birlikte bir terazinin iki kefesi gibi aynı düzeyde olmalıdır. Bu cümlem şu an içinde geçmekte olduğumuz süreç açısından son derece önemlidir." diye konuştu.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat da taslağın özgürlükler açısından asgari şartları gösterdiğini belirterek özgürlükleri genişletici, demokrasiyi derinleştirici, sosyal hukuk devletini daha etkin hale getirici her türlü talebe açık olduğunu bildirdi.

Anayasa Taslağı Bilim Kurulu Başkanı Profesör Ergun Özbudun ise taslağın toplumdan kaçırılarak kapalı kapılar ardında hazırlandığı iddialarının haksızlık ve insafsızlık olduğunu söyledi.

Abant Platformunca düzenlenen "Yeni Bir Anayasa "konulu toplantı üç gün sürecek. Zaman,16 Kasım 2007 Cuma


 

Özgürlüklerden vazgeçmeyiz

 Abant Platformu'nca düzenlenen "Yeni Bir Anayasa" konulu toplantı, Kartepe'deki bir otelde başladı. Toplantının açılışına Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in yanı sıra TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile yeni Anayasa çalışmalarını değerlendirecek akademisyenler ve davetliler katıldı. Açılışta konuşan Şahin, Anayasa'nın, ne özgürlük kaygılarıyla güvenlikten, ne güvenlik kaygılarıyla özgürlüklerden vazgeçmeyi sağlayan bir anayasa olması gerektiğini belirterek, "Bu ikisi terazinin iki kefesi gibi aynı, dengede olmalıdır. Bu sözlerim, şu anda içinden geçilmekte olunan süreç açısından önemli. Türkiye'de güvenlikle ilgili problemler yaşıyoruz ama bu sıkıntılar bizim özgürlük alanında geri adım atmamızı sağlamamalıdır. Ne hükümetler, ne parlamento ne anayasa buna izin vermelidir" dedi.

Şahin, "Yeni Anayasa'nın, bu ülkede yaşayan her bireyin ‘benim Anayasam' diyebileceği bir Anayasa olmasına özen gösterilmelidir. Anayasalar, toplumun gerisinde olmamalıdır, toplumun bir adım önünde olmalıdır. Toplumsal gelişimin önünde inat kalesi gibi durmamalıdır" diye konuştu. Türkiye- 17 Kasım 2007 Cumartesi


 

Abant'tan özgürlük vurgusu çıktı

Abant Platformu'nun İzmit Kartepe'de düzenlediği "Yeni Bir Anayasa" konulu toplantısı sona erdi. 16-17 Kasım tarihleri arasında 150 entellektüelin katılımıyla, "Yeni anayasanın nasıl olması gerektiği" konusunda fikirleri değerlendirmek üzere gerçekleştirilen toplantının ardından bir değerlendirme metni yayınlandı.

Oturumlarda insan hak ve özgürlüklerinin anayasanın başlangıç maddeleri arasında yer alması, cumhurbaşkanını halkın seçmesi ama yetkilerinin kısıtlanması, din derslerinin seçmeli bir yapıya büründürülmesi, kişinin özel ve özerk haklarının korunması, anayasa düzenlenirken Batı kaynaklarından ziyade kendi değerlerimizden istifade edilmesi gerektiği, askerin siyasetten ziyade güvenlik meselesiyle ilgilenmesi, anayasa düzenlenmesinin bir AB süreci ihtiyacı olmaktan ziyade bir modern insan hakları gereği olduğu, anayasanın hiçbir şekilde vesayet altına alınamayacağı, asla ne güvenliğin özgürlüğe, ne de özgürlüğün güvenliğe feda edilemeyeceği gibi kararlar ön plana çıktı.

Dört oturumun sonunda gerçekleştirilen değerlendirme oturumunda bütün katılımcıların iki günlük tartışmaları değerlendirmeleri sağlandı. Katılımcıların dinlenmesinden ve karar niteliğindeki fikirlerin not edilmesinden sonra değerlendirme metni yeni anayasa taslağını hazırlayan Bilim Kurulu üyesi Pof. Dr. Levent Köker tarafından açıklandı.

Değerlendirme metninde yer alan maddeler şu şekilde sıralandı:

"1. Geniş bir katılımla gerçekleşen 22 Temmuz seçimlerinden sonra oluşan ve büyük bir demokratik temsil kabiliyetine sahip bulunan TBMM'nin anayasa değiştirme yetkisi olduğu gibi yeni bir anayasa yapmaya yetkisi de vardır.

2. Yeni bir anayasanın yapılmasında izlenecek yöntem bakımından TBMM'nin bir somut anayasa teklifi üzerinde görüşmelere başlamadan önce, en geniş toplumsal katılımı temin etmesi gereklidir.

3. Böyle bir katılımın temini için önce yeni anayasaya temel oluşturacak demokratik değerler ve kurumlar hakkında ilkeler düzeyinde bir mutabakatın büyük yarar sağlayacağı düşünülmüştür.

4. Böylece oluşacak yeni anayasa, sadece vatandaşlar tarafından sahiplenilen bir toplumsal mutabakat metni niteliğinde olmayıp aynı zamanda uygar milletler tarafından benimsenmiş evrensel hukuk ilkelerini içermek ve siyasi rejimi demokratikleştirmek anlamlarında da sivil bir anayasa olacaktır.

5. Bu bağlamda 1982 Anayasası ile yerleştirilmiş olan antidemokratik bürokratik vesayet mekanizmalarının yeni anayasada ortadan kaldırılması gereği üzerinde mutabakat sağlanmıştır.

6. Yeni anayasanın çağdaş demokrasinin temel özelliklerinden olan toplumsal farklılıkların eşit saygı görmesi ilkesi uyarınca en geniş hak ve özgürlüklerle ve bunlarla uyumlu kamu idaresi mekanizmalarıyla donatılması gerekmektedir.

7. Bu cümleden olmak üzere özellikle vatandaşlık din ve inanç hürriyeti ve eğitim hakkı konularında demokratik çoğulculuk ilkelerine uygun düzenlemelerin benimsenmesi gerektiği ancak bu şekilde farklılıklarımızı koruyarak barış içinde ve özgürce bir arada yaşayabileceğimiz anlaşılmıştır.

8. Netice olarak Türkiye Cumhuriyeti demokratik ilkeler temelinde inşa eden bir yeni anayasa düzeni ile çağdaş dünyada layık olduğu saygın yeri alacağı üzerinde görüş birliğine varılmıştır.

Katılımcılar, sivil ve demokratik yeni anayasanın makul bir süre içinde hayata geçirilmesinin sadece önemli tarihi bir fırsat değil, aynı zamanda bir zaruret olduğu düşüncesindedirler." Zaman, 17 Kasım 2007


 

Abant Platformunda, yeni Anayasa tartışıldı

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Anayasa'nın, ne özgürlük kaygılarıyla güvenlikten, ne güvenlik kaygılarıyla özgürlüklerden vazgeçmeyi sağlayan bir anayasa olması gerektiğini belirterek, "Bu ikisi terazinin iki kefesi gibi aynı, dengede olmalıdır. Bu sözleri, şu anda içinden geçilmekte olunan süreç açısından önemli. Türkiye'de güvenlikle ilgili sorunlar yaşıyoruz ama bu sorunlar bizim özgürlük alanında geri adım atmamazı sağlamamalıdır. Ne hükümetler,ne parlamento ne anayasa buna izin vermelidir" dedi.

Abant Platformu'nca düzenlenen "Yeni Bir Anayasa" konulu toplantı, Kartepe'deki bir otelde başladı.

Toplantının açılışına Adalet Bakanı Şahin, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile yeni Anayasa çalışmalarını değerlendirecek akademisyenler ve davetliler katıldı.

Açılışta konuşan Prof. Dr. Ergun Özbudun, 1982 Anayasası'nın, olağanüstü şartlar altında hazırlandığını, "toplumsal mutabakat değil, tepeden inme bir Anayasa" olduğunu söyledi. Anayasa'ya halkın ve siyasi örgütlerin katılımının "sıfır" olduğunu belirten Özbudun, 1982 Anayasası'nın toplumun beklentilerine, ihtiyaçlarına cevap verecek durumda olmadığını ifade etti.

Mevcut Anayasa'nın şu ana kadar pek çok olumlu, demokratik yönde değişikliğe uğradığını anlatan Özbudun, buna rağmen Anayasa'nın ruhunda yatan devletçi ve otoriter zihniyeti tümüyle ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını söyledi. Özbudun, "Değişikliklerin perakende olması Anayasayı yamalı bir bohçaya dönüştürmüştür" dedi.

Ergun Özbudun, artık Anayasa'nın orasını burasını düzeltmek değil, tümden yeni bir Anayasa yapma çalışmasına girmenin zorunluluk olduğunu ifade etti. Türkiye'de 25 yıllık dönemde, çeşitli siyasi partilerin Anayasa konusunda taslaklar hazırladıklarını ifade eden Özbudun, AK Parti'nin istemiyle de böyle bir çalışma başlatıldığını hatırlattı.

Kendisinin de içinde bulunduğu bilim kurulunun hazırladığı taslak metnin AK Parti içinde incelemeye alındığını söyleyen Özbudun, "taslağın yakında açıklanacağını ümit ettiğini" dile getirdi.

Taslakla ilgili TBMM sürecinde de çeşitli tartışmalar yapılacağını, değişikliğin halk oyuna da sunulacağını anlatan Özbudun, yeni anayasanın meşruiyetini halkın oyundan alacağını belirtti.

Tüm bu teşebbüsleri, toplumun gözünden kaçırarak, kapalı kapılan ardından faaliyetler olarak nitelemenin haksızlık ve insafsızlık olduğunu söyleyen Özbudun, Türkiye'nin bundan önceki Anayasa yapım çalışmalarıyla karşılaştırıldığında, bu sürecin şeffaflığının ortada olduğunu ifade etti.


FIRAT'IN KONUŞMASI

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat da 1982 Anayasası'nın yapımcılarının bile Anayasa'nın bir hata olduğunu söylediklerini belirterek, bazı grupların hala 1982 Anayasası'nın ıslah edilebileceğini, yenisine ihtiyaç olmadığını, hatta TBMM'nin yeni bir Anayasa yapma yetkisi dahi bulunmadığını söylediklerini kaydetti. Fırat, bu ifadeyi düşününce, "Türkiye'de Anayasa yapma hakkının, ancak bir darbe sonucunda meşruiyet kazanacağı gibi hukuk dışı bir sonuca varıldığını" belirtti.

Fırat, AK Parti olarak yeni bir Anayasa yapma yönünde üstlendikleri görevin, siyasi partilerin yükümlülüğünün tabii sonucu olarak ortaya çıktığını anlattı.

Sivil toplum kuruluşlarının Anayasa taslağı hazırlama ve tartışma konusunda özgür olduklarını belirten Fırat, ancak bunun hayata geçirilebilmesi için TBMM'de yeterli sayıda milletvekilinin imzasının gerektiğini hatırlattı.

1982 Anayasası ile Türkiye'nin idare edilmesinin mümkün olmadığını ve bu Anayasanın Türkiye'ye layık olmadığını ifade ettiklerini anlatan Fırat, Anayasa taslağının hiçbir zaman AK Parti'nin Anayasası gibi algılanmaması gerektiğini belirtti. Fırat, tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kucaklayacak bir Anayasa yapmak üzere yola çıktıklarını, taslağın özgürlükler, sosyal hukuk devleti yönünden asgari şartları taşıdığını anlattı.

Herkesin, her kurumun, her siyasi partinin bu çalışmalara katkı sağlayabileceğini belirten Fırat, şöyle konuştu:

"Bu asgari şartlardaki özgürlükleri kısıtlayıcı, Türk halkının özgürlükleri hala özümseyemediğini ve demokrasiyle bu halkın, ülkenin idare edilemeyeceğini düşünenler, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir hukuk devletinin ötesinde bir kanun devletinin yeterli olduğu kanaatinde olanlar bu taslağa herhangi bir katkı sunamazlar. Sunmalarına da fırsat vermeyiz. Onlar özgürdür. Kendi anayasa taslaklarını hazırlayıp, topluma sunarlar. Eğer kabul görürse diyecek bir şeyimiz yok." Anayasa taslağı açıklandığı andan itibaren artık AK Parti ile ilişkisinin kesileceğini, toplumun tasarısı haline geleceğini söyleyen Fırat, "Taslak halen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu tarafından ciddiyetli incelenmektedir" dedi. "Taslağı niye açıklamıyorsunuz?" şeklinde zorlandıklarını anlatan Fırat, toplumun her kesiminden yeni yeni öneriler geldiğini, bunların Anayasa'da yer alması gerektiğini düşündüklerini anlattı.


BAKAN ŞAHİN'İN KONUŞMASI

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de Platform'ca yılda bir kez yapılan toplantının gündeminin, terör veya sınır ötesi operasyon yerine, Anayasa olarak belirlenmesinin önemine işaret etti.

Terörün de insan hakları ihlallilerinin de çözümünün, daha demokratik, özgürlükçü bir Anayasa'dan geçtiğini belirten Şahin, bu nedenle toplantının konusunun Anayasa olarak seçilmesini önemsediğini dile getirdi.

Şahin, 11 yıldır siyasetin içinde olduğunu, daha önce de anayasa çalışmaları içinde yer aldığını anlatarak, 1982 Anayasası'nın 15 kez değişikliğe uğradığını ancak, Türkiye'nin yeni bir Anayasa'ya ihtiyacı olduğunu ifade etti.

"Türkiye, yeni bir Anayasayı çoktan hak etmiştir hatta geç bile kalınmıştır" diyen Şahin, "o kadar geç, o kadar geç ki erken sayabiliriz" şeklindeki İngiliz atasözünü örnek verdi. Şahin, "Evet Türkiye geç bile kaldı ama biz şimdi erken sayacağız" diye konuştu.

Anayasaların, ortak dil, ortak akıl paydası içermesi, bireylerinin haklarının en üst seviyede korunduğu bir sığınak olması gerektiğini anlatan Şahin, "Yeni Anayasa, bu ülkede yaşayan her bireyin 'benim Anayasam' diyebileceği bir Anayasa olmasına özen gösterilmelidir.

Anayasalar, toplumun gerisinde olmamalıdır, toplumun bir adım önünde olmalıdır. Toplumsal gelişimin önünde inat kalesi gibi durmamalıdır" diye konuştu.

Toplumun gerisinde kalmış Anayasa ile toplumun geliştirilemeyeceğini belirten Şahin, anayasaların, devlet millet kaynaşmasını gerçekten temin edebilecek özellikleri taşıması gerektiğini kaydetti.

Şahin, "Anayasa, ne özgürlük kaygılarıyla güvenlikten ne güvenlik ne güvenlik kaygılarıyla özgürlüklerimizden vazgeçmeyi sağlayan bir anayasa olmalı. Bu ikisi terazinin iki kefesi gibi aynı, dengede olmalıdır" dedi.

Bu sözlerinin, şu anda içinden geçilmekte olunan süreç açısından önemli olduğunu anlatan Şahin, "Türkiye'de güvenlikle ilgili sorunlar yaşıyoruz ama bu sorunlar bizim özgürlük alanında geri adım atmamazı sağlamamalıdır. Ne hükümetler,ne parlamento ne anayasa buna izin vermelidir. Bunu sağlayabilmek büyük devletin işidir. Ben devletimizin ve milletimizin buna sahip olduklarına inanıyorum" şeklinde konuştu.

Yeni Anayasa'nın bir tepki Anayasası olmaması gerektiğini vurgulayan Şahin, hazırladıkları taslağın "tepki anayasası" olarak değil, "Türkiye'de geniş bir tartışma, fikir alışverişi sonucunda hazırlandığını" ifade etti. Milliyet,16.11. 2007

 


Kaynak: Abant


Admin Abant - 20-11-2007 09:19 - 973 defa okundu

YORUMLAR

YORUM YAZ

* İsim ve e-mail belirtilmeyen yorumlar dikkate alınmayacaktır

TAVSİYE ET
Adınız & Soyadınız: E-posta Adresiniz:
 

Lütfen "Basında 15. Abant Platformu" içeriğini tavsiye etmek istediğiniz arkaşlarınızın bilgilerini yazınız.

Arkadaşınızın Adı Arkadaşınızın E-postası
Arkadaşınızın Adı Arkadaşınızın E-postası
Arkadaşınızın Adı Arkadaşınızın E-postası
Medyada Abant


vesayet resimler
Kategorinin Diğer Yazıları

  » Abant, Arınma ve Yeniden İn...
  » Asker ve AB ...
  » Abant modeli ve halkı demokras...
  » Karargâh, PeKeKe ve Abant P...
  » A.Bulaç: Vesayetçi demokrasi...
  » Prof. Özbudun'un iki tari...
  » Vesayete uzanan eller kırılsın...
  » N.Güngör: Abant Platformu Fene...
  » M.Türköne: Yeni bir toplumsal ...
  » M.Tunçay: Ötekileştirmeden Öte...
  » Y. Aktay: "Sözde" ül...
  » Abant'ın Erbil Toplantısı...
  » A. Bulaç: Barışı Birlikte Aram...
  » M.Türköne: Abant Platformu Erb...
  » Bizim Anadolu Gazetesi:Çözüm r...

< 1 2 3